|
BURGAZ/ESKİ KNIDOS KAZILARI
DASKYLEION KAZILARI
KNIDOS KAZILARI
ALLIANOİ SON BİLGİLER İÇİN
www.arkeolojidunyasi.com
SAYFALARINI ZİYARET EDİN
Antik Çağda da bayanlar bikiniyi severlerdi.
(This fresco comes from Sicily, the Piazza Armesina, and dates from the first half of the 4th century AD.)
Allianoi'a
On yıl önce resmi araba ile görevli olarak gelmiştim sana.
O gün selden zarar görmüş terk edilmiş, geleceğine kuşkuyla bakan bir Paşa Ilıcası vardı.
Açlık içinde onlarca köpek karşılamıştı, Cerenimo'yu o zaman tanıdım ve sevdim.
Her yer tütün tarlasıydı, sırrını saklamak istercesine buğu içindeydi izler...
Sonra;
Sabır, acı, binlerce soru ve hep onlar,
Gençler, bitip tükenmeyen kararlı mücadeleleriyle seni güneşle karşılaştıranlar...
Tırnakları ile tek tek bütün taşları gözler önüne serdiler,
Kalemlerinin ucundan damlayan kırmızı, adın oldu sonradan...
Herkes şaşkınlıkla seyretti sancılı doğuşunu.
Yeni yüzyıla merhaba dediğimiz yıllar senin dönüm noktandı.
Her şeyden önce 1800 yıldır unutulmuş ALLIANOI adının caddelerinde bir kez daha okunduğunu duydun,
Silindi hüznün, yalnızlığın...
O yıl mesleğine, geleceğine "bilgi" ile saygı duyanlar tarafından hakkında sonsuza kadar koruma kararı verildi.
Yüzünün güldüğünü hissettik. Daha da azimle çalıştık.
O yıl seni daha iyi anlayabilmek, anlatabilmek için bir sponsor bulduk.
Artık dernekler, sendikalar, belediyeler, odalar, çocuklar, yazarlar doğal destekçin olmuştu.
Sokaklarında avukatlar, doktorlar, ev hanımları, mühendisler dolaşmaya başladı.
Senin daha iyi yaşayabilmen için seni ortaya çıkaran bilim çocuklarına sahip çıktılar.
Genç kızlar delikanlılar seninle yaşayarak büyüdü, sevdi, öğrendi...
Nişanlandılar, evlendiler hatta bebekleri oldu.
Bunlardan sadece biri -en küçük- kazı üyen İlya aramıza katıldı.
Adını senden aldı. Seninle büyüdü. Seni evi olarak kabul etti. Gelenlere tanıttı. "sular altında bırakmayın evimizi" diye çığlıklar attı.
Senin sayende çok güzel dostluklar kurduk.
Dostlukları hep seninle birlikte büyüttük.
Her bir eserle heyecanımıza ortak olanların sayısının arttığını gördük, çünkü öğreniyor ve aydınlanıyorlardı.
Aradan 7 yıl geçti. İlya adını okuyup yazmaya başladı.
Ancak birileri de seni yol haritalarından, tabelalardan silmeye kalktı.
Seni yok sayamadıkları için adını reddettiler...
Zenginliğinden doğan aklımızı, dostluğumuzu kıskandılar.
Sadece on yıl gün yüzü gösterebildik henüz büyümemiş küçüklüğüne,
Sayısız insan görmeye geldi seni.
Aklındaki zenginliği gördükçe mücadeleye omuz verdi herkes...
Bizse bir türlü anlatamadık (?) zorluklara karşı koyup ortaya koyduğumuz değerleri.
Sana dair çok yazıp çizdik. Sergiler açtık. Konferanslar, paneller, konserler, filmler...ana okulu çocuklarının dansları...
Ancak olmadı nedense?
Ya da biz anlatmayı beceremedik.
Bergamalıların uzun vadeli düşünmelerini istedik olmadı.
Alternatifler sunduk ihaleci kurumlar pahalı dediler.
Kurtarılması için kaynak bulduk kabul etmediler.
1800 yılık bir ortak kültür mirasını domatese tercih ettiler. Alternatif ürün mutlaka vardır oysa!...
Çocuklarımızı bırakmak istediğimiz senin için vatan haini ilân edildik.
Ağaç diktik, havuz yaptık "çiftlik" dediler.
Seninle özdeşleştirdiğimiz köpeklerimiz zehirlendi, yolun kenarında balık pullarının yanına terk ediliverdiler...
Yok edilmesini yazabilecek kendilerine göre komisyonlar oluşturuldu.
Adına "bilim komisyonları"dendi?
"Evrensel değerde kültür mirasıdır" diyen bilimsel raporları yok saydılar.
Yeni komisyonlar kurdular.
Senin kardeşlerini bulanı da özellikle görevlendirdiler.
Hakkında yazılan raporları sakladılar. Gizli gündemsiz toplantılar yaptılar.
Ve sonunda;
Dünya adını sahiplenirken koruma kararı veren kurul yok etme kararı verdi.
Bazıları ne bizi ne de seni anlamaya çalıştı.
Su altında kalman daha heyecan verdi.
Bazıları biz koruyamadık bari su altında korunur diye cahilliklerini sergiledi.
Büyük ağabeyler devreye girdi.
Korunman için;
Evrensel değerlere sahip çıkan duyarlı yerlere başvurduk.
Onlar kampanyalar yaptı. Mektuplar yazdılar.
Ancak kulakları duymaz, gözleri görmez oldu.
Olmadı hukuka başvurduk.
Başka ne yapabilirdik !
Pek çok şey yaşadık.
Korunmasını istediğimiz için soruşturmalar geçirdik.
Hakaretler, tehditler aldık.
Ama görüyorum ki;
Bugün evin hatta coğrafyan işgal altında.
Biz gönül dostlarımızla üzerimize düşeni yapmaya çalıştık.
Ancak İlya ile büyümeni sağlayamadık.
Sokaklarında Bergamalı ve Çinli çocuklarının koşuşturduklarını göremedik.
Özür dileriz.
Sadece 10 yıl ...
2000 yıl olacakken oysa...
Seni bu kez sonsuzluğa(?) uğurluyoruz.
Ama 10 yıl önce yalnız geldiğim sana
Bugün yüzlerce İlya ile inatla "merhaba" diyorum....
MERHABA "UMUT"...
MERHABA "ALLIANOI"
Etrafımda yüzlerce duyarlı dostum var.
Artık yalnız da hissetmiyorum kendimi.
Güçlü olmalıyız, bir olmalıyız.
Çünkü daha Hasankeyf var, Munzur var, Çoruh var,
Doğacak, okuyacak, yenemeyecekleri çok çocuk var...
Biliyorum...
Biliyoruz...
Edirne,
13.02.2008
Ahmet Yaraş*
(*)Yard. Doç. Dr. Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Allianoi Kazısı Bilimsel Heyet Başkanı
SUNUM YAPABİLECEĞİNİZ SEMPOZYUMLAR İÇİN
*Arkeoloji Etkinlikleri Sayfası*nı inceleyiniz
DÖSİM'E NASIL ELAMAN ALINIR
8 Temmuz 2006 tarihinde, muhtelif Türk medyası şöyle bir rivayeti ifşa etti: Burdur Müzesi'nin ek binasını açan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'le yaptıkları görüşme sonucu, müzelere 400 arkeolog ve sanat tarihçisi alınacağını muştuluyordu...
Devamını bir okur mektubundan okuyalım:
*Sayın Mine Kırıkkanat,
Ben Arkeoloji mezunuyum. Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un açıklamaları doğrultusunda, Kamu Personeli Seçme Sınavına (KPSS) girdim. Gece gündüz çalışmıştım, iyi puan alarak arkeolog olarak istihdamımı beklemeye başladım. Fakat geçen ekim ayında ilginç bir olay yaşandı, bilginize sunuyorum.
Kültür Bakanlığı DÖSİM (Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü) tarafından, kimsenin okumadığı bir gazeteye verilen bir ilan ve kurumun kapısına asılan bir bildiriyle, geçici personel alınacağı duyuruldu. Bu sınırlı duyurudan haberdar olan yalnızca 300 kişi, Ankara Yenişehir binasında mülakat ağırlıklı bir sınava girdi, aralarından 100 kişi işe alındı.
DÖSİM'in internet sitesinde başvuru hakkında hiçbir bilgi bulunmamasının (bu nokta çok önemli, çünkü bir kurum personel istihdam edeceğini kendi web sitesinde ilan etmeyecek de nerede edecek? Üstelik maliyeti sıfır ve herkesin kolayca ulaşabileceği bir yöntem) yanısıra, başvuru yerini öğrenmek için telefonla Bakanlığı arayan ben ve arkadaşlarıma,
"DÖSİM böyle bir sınav yapamaz"
açıklamasını yaptı. Bizler, başka arkadaşlarımızdan gelen haberlerden kuşkulanarak yine de kalktık kuruma gittik ve kapısındaki ilanı gözlerimizle gördük.
Binlerce işsiz arkeolog ve sanat tarihçisi, sınavdan haberdar olmadığı ya da telefona çıkan bakanlık görevlisinin
"DÖSİM yetkisiz"
beyanına inandığı için başvuru bile yapamadı. Ayrıca, arkadaşlarla yaptığımız tahmine göre bu yıl 4 bine yakın arkeolog ve sanat tarihçisi KPSS sınavına girdi. Oysa DÖSİM'de yapılan sınav ve mülakatta, KPSS sınavını kazanmışlık şartı aranmadan 100 şanslı arkeolog ve sanat tarihçisi istihdam edildiğini öğrendik.
Kültür ve Turizm Bakanı, televizyonlarda 400 arkeolog ve sanat tarihçisi alacaklarını belirtmişti. Benim gibi devletin bakanına güvenen binlerce genç KPSS sınavına bunun için girdi. Binlerce kişi bu istihdamı beklemekteydi. Oysa bize vaat edilen şans, sessiz sedasız ve haksızca, çünkü KPSS şartı aranmadan "bazılarına" verildi. Böyle uygulamaları artık midemiz kaldırmıyor.
Bakanlık, "dilekçe ile önceden başvuranlara haber verdik" diye açıklama yaptı. Bu açıklamanın anlamı gerçekten açık değil mi? Sınavın küçük tirajlı bir gazetede ve kurum kapısında ilanı, web sitesinde yer almaması, "kimlerin" istihdam edilmek istendiğini yeterince gösteriyor.
KPSS tercih kılavuzunda sadece 8 arkeolog ve 20 sanat tarihçisi alım ilanı vardı. Ne hikmetse alımların hemen tamamı DÖSİM kanalıyla, yani mülakat ağırlıklı yapıldı. Bari baştan böyle olacağı söylenseydi de, binlerce meslektaşım boşuna emek ve para harcayıp KPSS sınavı için hazırlanmasaydı! Madem "dilekçeyle özel başvurular"değerlendirilecekti, bari hiçbir ilan verilmeyip, özel davetiye çıkarılsaydı torpillilere...
Sizden ricam, bu haksızlığı hiç olmazsa yazmanızdır. Bu ülkede okuyup, çalışıp bilgisine güvenenler artık bu kadar itilip kakılmamalıdır. Ve en kötüsü, hiçbir ülkede "adam kayırma" ve torpil bu kadar rahat yapılamamalı, bu kadar kanıksanıp, normal karşılanmamalıdır. Saygılarımla.
Vatan Gazetesi, Mine Kırıkkanat'ın köşesinden
DÖSİM'E NASIL ELAMAN ALINDI
Mine Kırkkanatın köşesinde çıkan yazıya ithafen: Arkeolog arkadaşımın bahsettiği elemeye bende katıldım. Arkadaşımın bir yanlışı var 300 kişi değil 1500 kişi başvurdu ve günde ortalama 200 kişiyi mülakata aldılar.Arkadaşımın bahsettiği 300 kişi başvurupta 100 kişiyi aldıkları eleme mart ayında yapıldı.Şans eseri Ekim ayında ki elemeden haberim oldu.Daha önceden başvurum olmasına rağmen dösimden bir davet mektubu gelmedi, defalarca arayarak ve faksla başvurarak (sınav diyemiyorum) elemeye katıldım. Başvuran 1500 kişiden sadece ne hikmetse 200 kişi işe alındı. Site okuyucularından orada olanlar varsa oradaki rezaleti daha iyi anlar. Tam 5 saat sırada bekledim ve içeride 5 dk bile kalmadım. Bana sordukları sorular kendini tanıt, nerede yaşıyorsun, eşin ne iş yapıyor.Bu kadar. Ama o 200 fazla zeki arkadaş demek ki bu sorulara yeterince iyi yanıt vermişler ki atandılar. Keşke yanımda bir kamera olsaydı da o umutsuz bekleyişimizi, tanıdık vasıtasıyla gelenlerin telefonlara sarılmalarını, sürekli birilerinden yardım istemelerini çekebilseydim. O günü hatırladıkça kalbim parçalanıyor.Yüzlerce eğitimli insan kendi işimizi yapabilirmiyiz umuduyla Türkiyenin her köşesinden gelmiş, kimi 3 yıldır kimi 5 yıldır işsiz pırıl pırıl insanlar, o acınacak halimizi anlatabilecek kelimeler bulamıyorum malesef. Masterını yapmış, doktorasını yapan, kpssden yüksek not almış hiç kimse atanmadı.Atananların hangi kriterlere uyduklarını bilemiyorum.Bölümümü çok severek okumama, yıllarca emek vermeme rağmen malesef arkeolog olmaktan utanıyorum. Bu düzen eskiden beri böyle gelmiş düzeleceğini kesinlikle düşünmüyorum. Arkeolog olupta bu ülkede kendi işini yapabilmek kesinlikle bir ÜTOPYA
EMEL DEMİRASLAN
Tüm müze ve ören yerlerinde
HER AYIN İLK PAZARTESİ, ÜCRETSİZ
Topkapı Sarayı Müzesi; Her ayın ilk salı günü ücretsiz
HERAION TEICHOS / HERAION TEIKHOS
Trakyada Bir Antik Kent
Kazı Başkanı Doç Neşe ATİK, henüz çıkmış bir buluntuyu inceliyor. Arkasında Doç. Zeynep KOÇEL ERDEM ve kazı ekibi.
Eseri bulan işçi kadında onlar kadar meraklı.
Kazı alanı fotoğrafları; Ali Güneygül
Doç. Zeynep KOÇEL ERDEM, eserin diğer parçasını bulmanın heyacanını böyle yaşıyor.
Görülen açma Heraion Teikhos kentinin sur duvarları.
Heraion Teichos, Silivri - Tekirdağ yol kıyısında, Tütünçiftlik yerleşimi bitiminde yer alır.
Mimar Sinan Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Neşe Atik başkanlığında 2000 yazından beri kazılmaktadır.
|